23 Haziran - 3 Temmuz tarihleri arasında tatildeyim... Tatil demek, deniz demek, kum demek, güneş demek.... Eh dolayısı ile bilgisayar ve internetten mümkün olduğu kadar uzak günler bekliyor beni yaklaşık olarak 10 gün. Bu süre zarfında bana iletmek istediklerinizi iletişim sayfasından e-posta olarak gönderebilirsiniz. Döndükten sonra tek tek cevap vereceğim. Aynı zamanda yorumların onaylanması da tatilden sonraya kalacak. Dinlenmiş, dinç bir halde döneceğim, takipte olan herkese teşekkürler, bol güneşli günler efendim...

Sigarayı bırakabilmenin dayanılmaz hafifliği

Pazar, 14 Haz 2009 Ömer Taylan 1 yorum

Sigarayı bırakmanın kolay yoluHerşeyden önce söylemeliyim bu yazıyı 10 gün önce de yazıyor olabilirdim. Ama beklemeyi tercih ettim zira buraya yazıp dünya kadar insana duyurduktan sonra geri dönmek oldukça güç. Tamam kendimden başkasını da ilgilendirmez ama yine de insanlara karşı mahcup duruma düşmeyi oldum olası sevmiyorum.

Evet efendim uzunca bir zamandır tasarladığım sigarayı bırakma aktivitesini nihayet gerçekleştirdim ve 10 gündür tek sigara bile yakmadım. Söylediğim gibi aslında çok daha eskilere dayanıyor bırakmayı arzulamaya başlamam… Kafamın içinde bir yerlerde sürekli yanlış yaptığımı söyleyen o sese nihayet kulak verebildim. Zira artık iyice nefret durumuna ulaşmıştı sigaraya karşı olan tutumum. Bir şeyden hem nefret edip hem de bağımlısı olmak nedir öğrenmiş oldum böylece. devamını oku…

Martyrs – İzlenmemesi gereken bir film

Pazar, 14 Haz 2009 Ömer Taylan yorum yok

Martyrs poster

Martyrs film afişi

Geçenlerde bir arkadaş (gerekli bedduaları yolladım kendisine) mail vasıtası ile bahsetti bu filmden. Gerçi şimdi hakkını vermek gerekiyor o da benim gibi filmin izlenmesinin bünyeye zarar verebileceği konusunda aynı şeyleri düşünüyordu ve uyarmıştı. Hemen hemen her sefer yaptığım gibi yine ekşisözlük yorumlarını okudum. Benim de öyle garip bir huyum var ki yapma denen şeyi yapmak için üzerimde inanılmaz bir baskı hissediyorum. Bir şeyi yaptırmanız için yapma demeniz kafi anlayacağınız.

Neyse filmi edindim kısa bir süre içinde (nereden, nasıl, korsan mı, ben nereden bulabilirim) sorularını sormayın işim olmaz. Zaten bu tarz şeyleri nerelerde aratıp bulabileceğinizi biliyor olmalısınız. Yani eğer yazının devamında işte size filmin torrent adresi falan filan bekliyorsanız boş yere beklemeyin garaja gidiyoruz.

Yine laf karıştı.. Neyse filmi edindiğimden bahsediyordum.. Koyulduk izlemeye.. Zaten ilk 15 dakika elimde atıştırdığım meyveler gırtlağıma birer birer dizildi.. Giriş, tam bir gerilim ve korku filmi havasında tüyleri ürpertici bir açılış sahnesi ile başladı. Filmin hemen hemen ortalarına kadar oldukça gerici, tempolu ve gerilimin hakkını veren bir çalışma olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Bütün sorun filmin ikinci yarısından itibaren ortaya çıkıyor.. Ben böyle zalimlik böyle vahşet görmedim hayatımda desem.. Yeridir.

Tam olarak işkenceyi öven bir film desem ne derece doğru / yalan olur inanın bilemiyorum. Tamam başka filmler de çok daha fazla kan, şiddet falan görüyoruz ama bu filmdeki şiddet temasının gerçekçiliği ile kıyaslandığında örnek verebileceğim film çok az. (Irreversible’daki tecavüz ve barda yangın tüpü ile kafa dağıtma sahneleri mesela)

Bir noktaya geldikten sonra artık kaldıramaz oluyorsunuz. Cidden ruhum sıkıldı. Yani sigarayı bırakmış olmamın verdiği ruh daraltısı yetmiyor gibi bir de bu filmin oluşturduğu daraltı eklenince bir an kendimi pencereye çıkıp avaz avaz bağırıyor durumda bulmaktan çekinmedim desem yalan olur.

Gizli metni göster »

Derisi yüzülen, kafasından çivi sökülen, sabah-öğle-akşam 3 öğün inanılmaz dayak yiyen, ağız, yüz kafa göz dağılan bir zavallı kızı izlemek istiyorsanız.. Seyredin. Aksi halde filmin yanından bile geçmeyin zira derisi yüzülmüş kızın öyle yataktaki halini gördüğünüz zaman midenize sahip olamayabilirsiniz.

Eğer bir filme güzel film demek için, etkileyici, sarsıcı, iz bırakıcı olması kafi ise kesinlikle güzel bir film diyebilirim. Ama yukarıda da söylediğim gibi geceyarıları karabasanlarla uyanmak istemiyorsanız… Filmden uzak durun…

Bu arada fransızca da Martyrs şahit olmak anlamına geliyor. Bunu da son not olarak ekleyeyim. Bizim çevirmenler İşkence Odası olarak dönüştürmüşler ama orjinal ismi bence daha güzel.

Tema değişimi

Cuma, 12 Haz 2009 Ömer Taylan yorum yok

Uzun zamandır (benim için oldukça uzun bir zaman sayılır) siteye pek elleyemedim açıkçası. İçimden gelmiyor, yaratıcı duygularımı kaybettim gibi geliyor çünkü sigara denen nalet düşman ile savaşım var şu sıralar. O benimle mücadelede ben de onunla. Eh bu halde de kafayı toparlayıp bir şeyler yazmak son derece güç.

Ama hissediyorum ki savaşın galibi ben olacağım. O yüzden kısa bir süre sonra tekrar kazanacağım yazma şevkimle birlikte daha bir sıkı sarılacağım siteme, seviyorum çünkü.

Sitede kullandığım temayı değiştirmek zorunda kaldım şimdilik. Nedenlerine gelince; temanın orjinal halinde benim kullanmak istemediğim (açılış hızını yavaşlattığından dolayı) bir sürü özellik vardı. Ben bunları kırptım biraz. Kırpmasına kırptım ama bunu yaparken sanırım eksik kalan bir şeyler oldu ki site haritasını ve feed’leri oluştururken google yönetici araçları hatalar vermeye başladı. Mükemmeliyetçi bir yapım olduğundan o hataları görmek bile beni rahatsız ediyordu.

Ayrıca site doğrulama araçları ile yaptığım tetkiklerde bazı tasarım hataları da göze çarpıyordu. Ben de baştan uğraşmaktansa geçici bir süre çok bilinen inove temasını kullanayım dedim. Amacım çok basitte olsa kendi temamı geliştirip sitemin farkındalığını ortaya koyabilmek. Eh sonuçta ne IT sektöründenim ne de bu konuda bir iddia sahibiyim. Elimden gelenin en iyisini yapıp sizlerin beğenisine sunmak benim için yeterli.

Doğrusunu isterseniz tema falan uğraşmak da istemiyorum. Zira kafamın içini sürekli kurcalayan bir roman/hikaye yazımı var. Sadece başlamaya cesaret edemiyorum. Eminim bir kez başlayabilsem gerisi çorap söküğü gibi gelecek. Tabii bu sitenin takipçilerine söz vermiş olduğum Photoshop dersleri konusu da var. Var da var yani uğraşacak.

Unutmadan, wordpress geliştiricileri Wordpress’in yeni sürümünü duyurdular. Yani 2.8′i şu an indirebilirsiniz. Wordpress Türkiye Türkçeleştirmesini de yapmış. Yalnız wordpress’in otomatik yükselt özelliğini kullanmakta acele etmeyin zira ingilizce sürümünün çekirdeğini kullandığından karman çorman oluyor. Ben öyle yaptım oradan biliyorum, temiz bir yükleme yapmam gerekecek. 2.8′in çok hoşuma giden özellikleri var widget alanının değişmesi gibi ama başka bir yazıya bırakayım onları.

Categories: Kişisel, Wordpress Tags: , ,

Windows 7 iddia edildiği kadar var mı?

Salı, 26 May 2009 Ömer Taylan yorum yok

Yazının başlığını okuduğunuz zaman “İddia edilen nedir ki? “diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Hatta çoğu internet kullanıcısının Windows 7′ nin ne olduğunu bildiğinden bile emin olamıyorum. (Bu bahsettiğim gruba internet kullanıcısından ziyade messenger kullanıcısı da diyebiliriz aslında)

Windows 7  hakkında iddia edilenlere gelmeden önce “Nedir bu?” sorusunu cevaplayayım.. Microsoft’un Vista’nın ardından geliştirdiği yeni bir işletim sistemi olarak kısa ve öz bir tanım yapabiliriz. Ben teknik detaylarına girip yazıyı uzatmak istemiyorum zaten birçok sitede bu detayları bulabilirsiniz. Windows 7′nin henüz tam olarak piyasaya çıkmadığını şu an RC1, yani piyasaya çıkmaya hazır son halinin dağıtıma “evaluation version – deneme sürümü” olarak sürüldüğünü de hemen ekleyeyim.

devamını oku…

Categories: Teknoloji Tags: , ,

Crossing Over

Pazar, 24 May 2009 Ömer Taylan yorum yok

crossing over poster

Bu sezon nereden bakarsanız bakın kaliteli filmlerin göreceli olarak az sayıda olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. “Kaliteli film” ifadesi ile anlatmak istediğim ise sadece bol seyirci çekme amaçlı olmayan, insanı görsel efekt manyağı yapmak yerine oyunculukları ile büyüleyen, toplumsal mesaj olgusunu öyle bağıra bağıra repliklere sıkıştırarak değil filmin bütününe yayan fimler.

Daha önce seyrettiğim Sean Penn’in oscar ödülü kazandığı eşcinsel hakları savunucusu Harvey Milk’in hayatının konu edildiği “Milk”  filminden sonra bir diğer beğendiğim film de gösterime Temmuz ayında girecek olan sevgili Indiana Jones’umuz Harrison Ford’un başrolünü oynadığı (aslında başrol olayı da göreceli bu filmde, kimin başrolde kimin yardımcı rollerde oynadığı belli değil) Crossing Over isimli film oldu.

Eminim ki filmi izledikten sonra (hatta yarıda bırakanlar da olabilir) bu mu öve öve bitiremediğin film diye çıkışanlar mutlaka olacaktır. Zira alışılagelen giriş, gelişme ve final olayına sahip olduğunu söyleyemem. Zaman zaman tempo o kadar düşüyor ki ee hadi ama diye söyleniyorsunuz.

devamını oku…

Türkçe'yi özenli kullanma kampanyası

Perşembe, 21 May 2009 Ömer Taylan 2 yorum

Beni yakından tanıyan arkadaşlarım bu konudaki duyarlılığımı bilirler. Türkçe’yi olabildiğince sade, olabildiğince özenli yazmaya dikkat etmemin yanında Türkçe’nin kullanım hatalarına ve yozlaştırma çabalarına da duruşum bellidir. Az kişiyle tartışma yaşamadım bu yüzden, özellikle cember.net yöneticiliğim sırasında.

Tabii sonuçta ben Türkçe’yi koruma memuru falan da değilim. Kimsenin eline, diline acı biber sürecek halim de yok yanlışlarla karşılaştıkça. Ama elimden geldiği ölçüde hatırım geçen arkadaşlara rica etmişliğim olmuştur. (külliyen yalan, doğru dürüst yazsınlar diye tehditlerim daha fazladır)

Son günlerde kapsam olarak oldukça geniş, bilgilendirici bir internet sitesinin takipçisi oldum.  Güneşin tam içinde adındaki sitenin sahibi Süleyman Sönmez adında bir arkadaşımız. Yazılarını ve eklediklerini zevkle okuyorum. Zaten e-posta aboneliği vasıtası ile takipçisi olduğum nadir sitelerdendir güneşin tam içinde. İşte Süleyman Sönmez arkadaşımız bir harekete, bir kampanyaya ilk adımı atmak istemiş ve ben de onu bu çabasında yalnız bırakmak istemedim. Zira bu konudaki görüşlerimiz tam bir paralellik gösteriyor.

Konu Türkçe’nin özenli kullanımı. Dahi anlamındaki de’lerin kelimeden ayrı yazılması, msn dili olarak adlandırılan garip olgunun Türkçe’yi yozlaştırmaması için birçok sitenin makalelerle katılımcı olacağı bir kampanya… Seve seve oturdum klavyenin başına ve şu anda okuduğunuz satırları yazıyorum.

devamını oku…

Eurovision'un ardından…

Pazar, 17 May 2009 Ömer Taylan yorum yok

hadiseAylardır beklenen Eurovision macerası nihayet sonuçlandı ve Türkiye, Hadise’nin Düm tek şarkısı ile 4. sırayı elde etti. Kimilerine göre bu bir başarı hikayesi. Zaten Hadise de birinciliği hedeflemediğini, ilk beşe girmenin başarı olduğu düşüncesinde.

Biliyorum bir sürü köşe yazısında, forumda, bloglarda bu konu hakkında yüzlerce yazı yayınlanacak. O yüzden aynı düşüncelerin tekrarı olsun istemiyorum şu yazacaklarım. Olaya şu ana kadar hiç rastlamadığım bir perspektiften yaklaşma düşüncesindeyim. Yok efendim Rusya’lı görüntü yönetmeninin yaptığı puştlukları başka arkadaşların yazılarında okursunuz.

Geçtiğimiz yılbaşında Hadise ilk defa Dümtek şarkısıyla TRT’de boy gösterdiğinde bir çok kişinin beğenisini kazandı. Bunlardan biri de bendim. Zaten final gecesi giydiği kıyafetin eleştirileri bile yapılırken baz olarak yılbaşı gecesi giydiği düşük bel kot ve tişört alınıyor.

devamını oku…

Categories: Kişisel Tags: ,

Wordpress için SexyBookmarks Eklentisi

Perşembe, 14 May 2009 Ömer Taylan 7 yorum

Sexybookmarks

Blog yazarlarının hemen hemen hepsi sosyal imleme sitelerinin blog ziyaretlerini ne derecede arttırdığını yakınen bilir.  Hele hele blog yayınlamaya yeni başladıysanız ve düzenli bir ziyaretçi kitleniz mevcut değilse bu sosyal imlerin önemi daha da artar.

Ben de bir çok sosyal imleme sitesinden yararlanıyorum blog yazılarımı tanıtmak amacı ile. Her yazının altına bu sosyal imleme sitelerinin linkini vermek, okuyuculara bu imleme sitelerinde yazınızı paylaşmayı kolaylaştırıyor. Bu işi yapan oldukça çok sayıda wordpress eklentisi de mevcut. Sharethis! ve Sociable bunların en önemlilerinden ve ben ikisini de belirli zaman aralıklarında kullandım.

Ancak bir blogda rastladığım SexyBookmarks eklentisinin verdiği sonuçları gördüğümde tabiri caiz ise vuruldum. Oldukça estetik, hoş görünümlü ve hemen hemen her temaya uyumlu yapısı ile etkilenmeyecek gibi değil çünkü. (Sayfanın altında nasıl göründüğüne bakabilirsiniz.)

SexyBookmarks eklentisinin orjinal sayfasında eklentinin tanımı şu şekilde yapılmış.

“SexyBookmarks eklentisi kullacılara, her yazıda bulunan (X)HTML uyumlu ve liste bazlı sosyal imleme simgeleri vasıtası ile yazıları otomatik olarak en popüler sosyal imgeleme sitelerine gönderme imkanı tanır. Bu eklenti size bir çok opsiyonel seçim imkanı tanır.

  • Menünüzün yerleşim yeri
  • Linklerinize “nofollow” ibaresi ekleyip, eklemeyeceğiniz
  • (_blank veya _self) hedef seçenekleri
  • Menüde hangi sosyal imleme sitelerinin logoları bulunacağı
  • Menünün içinde bulunduğu DIV’in kişiselleştirilebilmesi”

Şu an için tek sorun eklentide ön tanımlı olarak Türkiye’de bulunan sosyal imleme sitelerinin görsellerinin bulunmaması ve Türkçe desteğinin olmaması olarak dile getirilebilse de bu konuda da güzel haberlerim var.

Eklentinin yazarı Josh Jones ile yaptığım yazışmalar sonucu eklentiyi Türkçeleştirme üzerine bir çalışma yapıyoruz. Ben tercümesini gerçekleştirdim ve gerekli dosyaları Josh’a gönderdim. Bunun yanında; linkibol, tusul, oyyla, limk, buzla ve bağcık gibi Türkçe sosyal imleme sitelerinin de eklentiye eklenmesi için gerekli bilgileri kendisine ilettim. Umarım kısa bir süre sonra eklentiyi tamamen Türkçe bir şekilde kullanma şansımız olacak.

Türkçeleştirme işlemi tamamlandıktan sonra yine buradan sizlere duyurusunu yapacağım.

Eklentinin ingilizce versiyonunu eight7teen.com sitesinden yükleyebileceğiniz gibi Wordpress eklenti dizini’nden de yükleyebilirsiniz.

Hadise'nin güğümleri kalaylı

Salı, 12 May 2009 Ömer Taylan 1 yorum

Hadise -  EurovisionŞu an yazacaklarımı okuyanlar belki beni muhafazakar biri sanabilir. Oysa inanın ucundan yakınından alakası yok. Muhafazakarlık bir yana oldukça modern düşünceli olduğumu rahatlıkla iddia edebilirim. Estetik olduğu sürece kadın vücudunun resim, fotoğraf gibi sanatsal çalışmalarda sergilenmesinden rahatsızlık duymam.

Gelelim konumuza. Biraz önce seyrettik Eurovision yarı finalini. Aslında bu yazacaklarım çok daha önceden kafamın içinde birikmişti ama yine de beklemek ve görmek istedim bakalım ne olacak diye. Eh yani önyargı ile yaklaşmaktansa görüp değerlendirmek bana daha mantıklı gelir her zaman.

Şarkı hakkında yorum yapmak istemiyorum. Şarkı ile ilgilenmiyorum çünkü. Hadise veya bir başkası bu yarışmada birinci veya sonuncu olmuş benim için hiç bir değeri yok. Zamanında Ajda Pekkan’da sonuncu oldu Eurovision’da ama kimsenin Ajda’nın değerini yitirdiğini düşündüğünü hiç sanmıyorum.

Şarkı ile ilgilenmiyorsan ne yazıyorsun be adam bu bir şarkı yarışması diye çıkışacaklar olacak elbet. Bu bir şov, şov dünyasında olur bunlar, gereklidir diyenler de olacaktır. Bu konuda farklı düşündüğümü ifade edeyim. Neden diyecek olursanız şöyle izah edebilirim. 

Evet kabul etmek gerekir ki müzik endüstrisi artık sadece ses pazarlamakla yürümüyor. Sesin yanında görsel artılar sağlanmadıkça müzik piyasasında tutunmak pek kolay değil. Hatta çok özel Allah vergisi bir sesiniz ve kabiliyetiniz yoksa imkansız bile diyebilirim. 

Bu bağlamdan yaklaşınca özellikle bayan şarkıcıların (sanatçıların demiyorum dikkat çeker, parmak basarım) görsellik namına sağlarını, sollarını açmaları, popo sallamaları, gerdan kırmaları, yatakta sevişgen pozlar vermeleri ve nihayetinde mastürbasyon malzemesi olmaları kaçınılmaz. Bunları yapmazsanız klibiniz seyredilmez, seyredilmezse albümünüz satmaz. Neymiş? Albüm satmak için, kliplerde bol bol soyunup dökünüp oranızı buranızı göstermeniz gerekirmiş. Ticari açıdan yaklaşırsanız burası böyle. Açın video müzik kanallarını baldırı çıplak kaldırım kargalarının kliplerini izleyin. Sonra bana haksızsız lan terbiyesiz diye yorum bırakabilirsiniz. 

Tamam ticari açıdan böyle olmasına böyle de.. Eurovision yarışmasına ticari yaklaşmanın ne derece doğru olduğunu bilemiyorum. Eurovision’da yaptığınız şey kendinizi pazarlamak değil, ülkenizi temsil etmek. Hemen dönelim biraz önceki yarı final gecesine. Şarkının ingilizce olmasına zaten baştan beri karşıyım. Türkiye’nin dili Türkçe’dir… Hangi amaçla olursa olsun Türkçe dışında bir dille bu yarışmaya katılmayı yanlış buluyorum. Neyse burası önemli değil. 

Şu şov ve kıyafet olayına geleceğim. Yukarıda bir resim koydum son kostümlü provada çekilmiş. Ey Türk babası.. Lütfen bana söyleyin. Samimi olun.. Hanginizin kızı, ülkemi temsil ediyorum babişko diyerekten yukarıdaki pozu dünya aleme seyrettirse alkış alır tarafınızdan? Şimdi bana geri kafalı diyen çıkabilir. Ama bizim belli bir geleneğimiz, örfümüz, adetimiz var. Bunu yok saymak, modernleşmeyi kıçını başını açmakla eş tutmak doğru mudur, değil midir yorum sizlerin. Eğer modernleşme, çağdaşlaşma böyle baldır, bacak kaldırıp kıçını başını cümle aleme göstermekse yok kalsın sayın abim ben almayayım. 

Bu şovu seyreden Avrupalı’lar “Woowwww she’s hotttt” falan tezahüratlarda bulunup bu Türkler amma ilerlemişler hadi AB’ye girsinler artık diye düşünürler mi sizce? Neyse uzatmamayım bana ters. Son derece itici, zevksiz buldum kıyafeti ve şov namına yapılan baldır bacak gösterilerini. Halbuki yılbaşı gecesi şarkıyı ilk dinlediğimizde sahneye çıktığı düşük bel kot ve tişörtle oldukça tatlı ve hoş bir görüntüsü vardı. 

Cumartesi günü final gecesi. Bu yazıyı yazarken yarı finalin sonuçlarına hiç bakmıyorum, muhtemelen finale rahatlıkla kalacak. Ama ben aynı gösteriye ve aynı sıradanlığa ikinci bir kez daha katlanabilir miyim bilmiyorum.

(NOT: Hadise’yi hadis olarak yorumlayıp sayfayı tekkeye çeviren google adsense’i da kınıyorum efenim)

Twitter uyumlu linkler

Salı, 12 May 2009 Ömer Taylan 1 yorum

Eğer sizde benim gibi blog yazılarınızın linklerini twitter üzerinden arkadaşlarınıza gönderiyorsanız, uzun linklerin problem yarattığını biliyorsunuzdur mutlaka. Bunun için şimdiye kadar tinyurl sitesinden uzun linkler için bir kısa link yaratmak çözümünü kullanıyorduk. Ama tabii bu tinyurl tarafından oluşturulan kısa linkte bizim domain ismimiz ile ilgili bir işaret bulunmaması da bir problemdi.

İşte bu noktada Rusya’da Konstantin Kovshenin isimli bir arkadaşın yazdığı wordpress eklentisi bizi bütün sıkıntılardan kurtarıyor. Eklentinin orjinal sayfasına gitmek için linke tıklayabilirsiniz. Twitter Friendly Links by Kovshenin

Kısaca anlatmak gerekirse bu eklenti yönetici panelinizde (admin dashboard) yeni bir alan oluşturuyor. Yazınızı yayınladığınız zaman eklenti otomatik olarak yazınızın kısa linkini de bu alanda gösteriyor. 

Örneğin şu an okuduğunuz yazının kalıcı linki  ”http://tuguts.com/2009/05/twitter-uyumlu-linkler/”

İstediğiniz zaman bu linki kullanabildiğiniz gibi eklentinin yarattığı  ”http://tuguts.com/366″  linkini de kullanabiliyorsunuz. Yine bahsettiğim aynı alanda mevcut olan “Tweet this” linki ile başka hiç bir ekstra işleme gerek kalmadan yazınızın kısa linkini twitter’a gönderebiliyorsunuz. 

Eklentinin özellikleri de şu şekilde (eklentinin ana sayfasındaki ingilizce metinden tercümedir)

  • Kolay bir şekilde wordpress’e yüklenebiliyor.
  • Kişiselleştirilebilir URL biçimi (sayılardan önce gelen ön eki kendiniz belirleyebiliyorsunuz)
  • 302 ve 301 yönlendirmeleri arasında tercih yapabiliyorsunuz
  • Bütün yazılarınızın kısa linklerinin listesini tek bir sayfada görebiliyorsunuz (Ajax vasıtası ile)
  • Twitter’a gönderdiğiniz zaman kısa linkle birlikte tanımlayıcı başlıkta kişiselleştirilebilir bir şekilde ekleniyor
  • twitter_link() fonksiyonunu kullanarak kısa linkleri temanızda görülebilir hale getirebiliyorsunuz
  • Aynı zamanda sayfalarınızın da kısa linklerini oluşturmanız yeni versiyonla birlikte mümkün

Wordpress eklenti dizinini kullanarak eklentiyi yüklemek isterseniz linkten ulaşabilirsiniz. Wordpress Plugin Dizini